​Kurban ibadeti hakkında önemli açıklamalarda bulunan İlahiyatçı Mürşit Cevahir, kurban kesme ibadetinin Müslümanlar için önemli olduğunu ve mükellef olanların bu ibadeti yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

İslam’ın önemli ibadetlerinden olan, Müslümanları bir araya getirmeye vesile olan kurbanla ilgili değerlendirmelerde bulunan İlahiyatçı Mürşit Cevahir, kurbanın Allah’a yaklaşmak ve rızasını kazanmak için kesilmesi gerektiğini vurguladı.

İLKHA’ya değerlendirmelerde bulunan İlahiyatçı Mürşit Cevahir, kurbanın kul ile Allah arasındaki bağ olduğunu belirterek, kurban kesme ile kişinin Allah’a yaklaştığını belirtti.

Hazreti Adem'den günümüze kadar gelen kurban ibadetinin Allah-u Teaala ile kişi arasındaki engelleri yok ettiğini anlatan Cevahir, kurban kesmenin İslamiyet'den önce de var olan bir ibadet olduğunu söyledi.

Kurban ibadetinin bütün dinlerde meşru olan bir ibadet olduğunu belirten Cevahir, "Kur’an-ı Kerim’de Hac Süresi 34’ncü ayette de yüce Rabbimiz, ‘Her ümmete biz kurban kesme ibadetini belirledik’ diyor. Kurban, İslam dininde ve geçmiş dinlerde meşru olan bir ibadettir. Meşruiyeti hem kitap hem sünnet hem de icma-i ümmet ile sabittir ve bunun meşruiyetini kabul etmeyen kişilerin imanı tehlikeye girer. Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda, Peygamber Efendimizin kendisine emredilen ve kendisinin bir sünneti hem de Hazreti İbrahim (aleyhisselam) ile oğlu Hazreti İsmail’in (aleyhisselam) kurban ibadeti ile imtihan olduğu hem de Hazreti Adem’in (aleyhisselam) iki oğlunun da yine kurban ibadeti ile imtihan olundukları geçiyor. Dolayısıyla bize Hazreti İbrahim’den (aleyhisselam) kalan bir sünnet olarak İslam dininde de belirlenmiş bir ibadettir." dedi.

İslam dininde emredilen ibadetlerin kişiyi Allah’a yaklaştıran ibadetler olduğunu vurgulayan Cevahir, kurban kesme ibadetinin Hazreti İbrahim’den itibaren başladığını, Hazreti Peygamberin özellikle Medine döneminde kurban ibadeti üzerinde çok durduğunu belirtti.

"Kurban ibadeti mali bir ibadettir"

Kurban kesme ibadetinin mali bir ibadet olduğunu belirten Cevahir, gücü yeten ve kurban kesmek ile mükellef olan herkesin bu ibadeti yerine getirmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

Kurban kesmek Hanifi mezhebine göre vacip bir ibadettir ve dinimizde ibadet ile Allah'a yaklaşmanın birçok çeşidi vardır. Namaz ve oruç gibi sadece beden ile yapılan ibadetler vardır. Zekât ve kurban gibi sadece mal ile yapılan ibadetler vardır. Hac gibi hem beden ve hem de mal ile yapılan ibadetler vardır. Kurban ibadeti mali bir ibadettir. Her mükellefe farz değildir ve kurban ibadeti ile mükellef olabilmek için kişinin Müslüman olması, akıllı olması, bazı âlimlere göre buluğ çağına ermiş olması, yine mukim olmaması yani seferde olmaması, belirli bir mali güce sahip olması gerekiyor. Bunun belirlenmesinde mezhepler kendi ihtiyacından fazla nisap miktarı malı diye belirlemişlerdir. Yani asli ihtiyaçlarından hariç bugün itibariyle 80-100 gram altın veya bu değerde malı olan kişiye yani bugün itibariyle 15-20 bin lira fazladan parası olan kişiler kurban kesmekle mükelleftirler. Şafii mezhebinde de sünnet olan bir ameldir.

"Kurban kesmek ile mükellefsek kurban kesmenin yollarını aramalıyız"

Cevahir, dini anlamda mal varlığı olmayanların kurban kesmekle mükellef olmadığını, kurbanın Allah’a yaklaşmak ve onun rızasını kazanmak için kesilmesi gerektiğini belirterek, "Çünkü biz kurban kesmek ile mükellef isek kurban kesmenin yollarını aramalıyız. Kurban kesmek ile mükellef değil isek kurban kesmek için çaba sarf etmemize gerek yoktur. Biz malımızın zekatını verirken eğer paramız yoksa illa da ‘Zekat verelim’ diye düşünüyor muyuz? Düşünmüyoruz. Dolayısıyla kurbanda da durum böyledir. Yani kurban kesmek ile mükellef olmayanların sırf ‘Benim çoluk çocuğumu aç kalmasın ve başkasının eline bakmasın’ diye borç ederek ya da mali sıkıntıya girerek kurban kesmesi doğru bir davranış değil. Çünkü İslam'da kardeşinin o gün etinden istifade edeceksin. Eğer sen kurban kesmiyorsan kardeşinin etinden sana getirilen etten istifade edeceksin ve bu konuda da herhangi bir eziklik yaşamayacaksın. Çünkü ‘Müminler ancak kardeştir.’ Bir kardeşimiz zekatını adabıyla, erkanıyla bize zekatını verse nasıl ondan incinmiyorsak bize kurbanından et getiren kardeşimizden de incinmememiz gerekiyor. Çünkü Allah, o ibadeti ona mükellef kılmış bize mükellef kılmamıştır." ifadelerini kullandı.

"Kurbanların üçe taksim edilmesi bir sünnet ve gelenek olarak devam ediyor"

Hazreti Peygamber'in, kestiği kurbanın etini üç kısma taksim ettiğini hatırlatan Cevahir, "Üçte birini komşulara, üçte birini akrabalara ve üçte birisini de kendi evine ayırmıştır. Kurbanların bu şekilde üçe taksim edilmesi memleketimize genelde bir sünnet ve gelenek olarak devam ediyor. Ancak bunların hepsi sünnet ve güzel olan davranışlardır. Kurban Allah'a yaklaşmak anlamına geliyor. Kurban demek Allah'a yaklaştıran vasıta demektir. Biz de kestiğimiz kurbanlar ile Yüce Rabbimize yaklaşmış oluyoruz. Namazda, oruçta, hacda yaklaştığımız gibi kurban keserek de Rabbimize yaklaşmış oluruz." şeklinde konuştu.

Kurban nasıl kesilir?

Kurban keserken dikkat edilmesi gereken kurallar ile ilgili de bilgi veren Cevahir, "Kurban kesmek için bıçak önceden bilenip hazırlanır ve hayvanın göremeyeceği bir yere konulur. Sonra hayvan ayakları ve yüzü kıbleye gelecek şekilde sol tarafına yatırılır. Hayvanın sağ arka ayağı serbest kalmak şartıyla diğer ayakları bağlanır. Daha sonra tekbir ve tehlîl getirilir. Arkasından 'Bismillâhi Allâhü ekber' denilerek, hayvanın boynuna bıçak vurulur. Nefes ve yemek boruları ile şahdamarı denilen iki ana damarı kesilir. Hayvan soğumaya bırakılır, kanının akması beklenir ve sonra derisi yüzülür. Yine Arapçasını bilenler de ‘De ki; Şüphesiz benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir’ ayetini okuyabilirler." ifadelerini kullandı. (İbrahim Koçyiğit- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler