HÜDA PAR tarafından yayımlanan günden değerlendirmesinde, Batı'da yükselen İslam düşmanlığına dikkat çekilerek, bu durumun başta ABD olmak üzere AB ülkelerinin İslam coğrafyasına yönelik şeytani planlarından bağımsız olmadığı belirtildi.

HÜDA PAR Genel Merkezi'nin, Türkiye'de devam eden operasyonlar, işgalci ABD'nin sivilleri hedef alan saldırıları, Siyonist işgal projesi, Batı'da yükselen ürkütücü İslam düşmanlığı gibi başlıklar altında yayımladığı gündem değerlendirmesinde önemli tespitlerde bulunuldu.

"Çözüm süreci boyunca ortaya konan yanlış politikaların ceremesini bugün millet olarak hep beraber çekiyoruz." denilen gündem değerlendirmesinde özellikle Kürt illerinde yaşanan mağduriyetlerin, ileri boyutlara varmış durumda olduğunu vurgu yapıldı.

Kendi içindeki karanlık yapılar dâhil olmak üzere hiçbir unsurun halkın güvenliğini tehdit etmesine izin vermemesi, vatandaşların can ve mal emniyetini temin etmesi devletin en önemli varlık nedeni olduğu ifade edilen değerlendirmede, "Bahse konu unsurlara yönelik etkili operasyonların yapıldığı son dönemlerde Kürt meselesinin salt güvenlikçi anlayışlarla çözülemeyeceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Ayrıca yürütülen operasyonlarda halkın zarar görmemesi ve güvenlik güçlerinin orantısız şiddet kullanmaması için her türlü tedbirin alınması gerekmektedir. Orantısız güç kullanan ve suçu ne olursa olsun sağ olarak yakalama imkânı olan kişilerin ölümüne sebebiyet veren kolluk görevlileri hakkında etkin soruşturmaların açılması, suçu sabit görülenlerin caydırıcı cezalarla cezalandırılmaları gerekmektedir." diye belirtildi.

Devletin, bir taraftan halkın her konuda yaşadığı mağduriyeti gidermesi, diğer taraftan da 'vardır-yoktur' gelgitleri ve çelişkilerinden kurtularak Kürt meselesini kalıcı bir biçimde çözmeye odaklanması gerektiğine işaret edilen değerlendirmede, "Kürt halkının özellikle 7 Haziran seçimleri sonrası, şiddet ve sokak çağrılarına; çukur ve barikat terörüne destek vermediği unutulmamalıdır. Halkın özellikle dil ve kimlik konusundaki meşru, insani ve İslami talepleri, hiçbir politik ve konjonktürel kaygıya kurban edilmeden ve hiç kimseyle pazarlık konusu haline getirilmeden bir an önce gündeme alınmalıdır. Bu meselenin çözümü; toplumsal barışı tesis edip memleketimiz insanına hak ettiği ve özlediği huzuru sunacaktır. Böylelikle ne Kürtlerin ne de ülkenin hiçbir sorununu çözme gibi bir derdi olmayan emperyalizm ve ırkçı siyonizmin bu meseleyi daha fazla kaşımasının da önüne geçilmiş olacaktır." ifadelerine yer verildi.

ABD'nin sivilleri hedef alan saldırıları

İşgalci ABD'nin sivilleri hedef alan saldırılarına yer verilen gündem değerlendirmesinde, ABD'nin, aziz İslam'ın, yaradılış değerleri ile yüzde yüz uyumlu medeniyet tasavvurunu sabote etmek, siyonist işgalcinin güvenliğini sağlamak ve petrol başta olmak üzere bütün yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını gasp etmek amacıyla İslam coğrafyasını fiili olarak işgal etme arzusunda olduğuna vurgu yapılarak devamında şu tespitlerde bulunuldu:

"Dün Saddam bahanesinin arkasına saklanan ABD, bugün Esed bahanesinin arkasına saklanarak şeytani ajandası doğrultusunda İslam coğrafyasına kalıcı olarak yerleşmek istemektedir. Üzülerek belirtelim ki İslam âleminin kendi içindeki dağınık ve güçsüz yapısıyla İslam ülkeleri yöneticilerinin emperyalistlerin başlattığı bu savaşın kendi coğrafyalarında yaşanmasına çeşitli gerekçelerle rıza göstermeleri, hatta zaman zaman teşvik eder pozisyonuna düşmeleri, küresel emperyalizmin işini bir hayli kolaylaştırmaktadır. ABD de bu doğrultuda kendisine ve kendisi ile işbirliği içindeki taşeron yapılara alan açmak için pervasızca ve küstahça her yolu denemektedir."

ABD'nin Musul ve Rakka'da yapmış olduğu sivil katliamlarının hatırlatıldığı gündem değerlendirmesinde, "Birkaç gün arayla Rakka ve Musul'da çoğu kadın ve çocuk sivil insanların üzerine yağdırdığı bombalarla yüzlerce insanı katlederek katliamlar zincirine yenilerini eklemiştir. Bir katliamın kurbanlarının kanları henüz kurumamış iken yeni katliamlarla yüz yüze bırakılmamız, ırkçı siyonizm ve küresel emperyalizmin mezhep veya etnik ayırım gözetmeksizin İslam'a ve Müslümanlara olan düşmanlığını gözler önüne sermektedir. İslam coğrafyasını ölümle, kanla, kinle ve sonu belirsiz intikam savaşlarıyla adeta dünyanın cehennemine çevirmeyi hedef alan emperyalist politikaların bir diğer ürkütücü sonucu da öz diyarlarından göç etmek zorunda bırakılan masumların karşı karşıya kaldığı felaketlerdir. Adeta göçmen mezarlığına dönüşen Akdeniz'de iki göçmen botunun alabora olması sonucu, 250 mülteci daha hayatını kaybetti. Koalisyon güçlerinin IŞİD'i Musul'dan çıkarma bahanesiyle başlattıkları operasyonlardan bu yana sivil yerleşim birimlerinde 10 binden fazla ev yıkılmış, 600 binden fazla sivil ise şehirde mahsur kalarak ölümlerden ölüm beğenme tercihi ile karşı karşıya bırakılmıştır." denildi.

Günden değerlendirmesinin devamında, Moğol saldırılarından çok daha ağır ve yıkıcı sonuçları olan bu felaket ve musibet karşısında bütün Müslümanların fert, cemaat, cemiyet ve devlet bazında bu zamanın en öncelikli vazifesi olan İttihad-ı İslam'ın gerçekleşmesi için söylem ve eylem geliştirme çağrısında bulunuldu.

Siyonist işgal projesi

özellikle Suriye meselesi üzerinden İslam dünyasında yaşanan ayrışma, güç ve enerji kaybından azami derecede istifade etmeye çalışan Siyonist işgalci rejimin, bütün bir İslam coğrafyasını ve beraberinde bütün dünyayı ateşe sürükleyen icraatlara imza attığının altı çizilen günden değerlendirmesinde, Gazze'deki bir avuç Müslüman'ı tamamen yok edecek bir planın devreye konulmak istendiğine işaret edildi.

"İşgalci rejim, bir yandan işgal ettiği toprakları genişletmek için Filistinlilerin ev ve arazilerini gasp ederken diğer yandan "kara sularını genişletme" adı altında Lübnan deniz sahasına ait 860 kilometrekarelik alanı yine gasp etmeye çalışmaktadır." İfadesine vurgu yapılan gündem değerlendirmesinin devamında Kassam Tugayları komutanlarından Mazin Fukaha'nın şehit edilmesi hatırlatılarak şöyle denildi:

"İşgalci rejim, geçtiğimiz gün Gilat Şalit'e karşılık serbest bıraktığı Kassam Tugayları komutanlarından Mazin Fukaha'yı Gazze'deki evinin önünde şehit ettirerek hem hiçbir anlaşmaya asla bağlı kalmayacağını hem de Gazze'ye yönelik savaşı başlatacağını ilan etmektedir. HÜDA PAR olarak bütün İslam Dünyası'nı siyonist işgalcinin bu hamleleri karşısında teyakkuza geçmeye ve Filistin Davası'na sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ayrıca Komutan Mazin Fukaha'nın şehadetini tebrik ediyor, O'nun şahsında Filistin halkının haklı ve şanlı direnişini selamlıyor, özelde HAMAS'a genelde ise İslam Ümmeti'ne taziye ve tesliyetlerimizi sunuyoruz."

Batı'da yükselen ürkütücü İslam düşmanlığı

"Son dönemlerde Batı'da yükselen İslam düşmanlığı, başta ABD olmak üzere AB ülkelerinin İslam coğrafyasına yönelik şeytani planlarından bağımsız değildir." uyarısında bulunulan gündem değerlendirmesinde, İslam Dünyası'na yönelik çıkar endeksli sinsi politikaları ile kendi halklarını da zehirleyen Batılı yönetimlerin; yargı organları, istihbarat örgütleri ve diğer yan kuruluşları üzerinden Müslümanlara yönelik saldırıların öncülüğünü bizzat kendisi yapmakta olduğu kaydedildi.

Avrupa'da İslam'ın mukaddesatlarına yapılan saldırıların hatırlatıldığı gündem değerlendirmesinin sonunda, "Hem kendi coğrafyamızda hem de Batı'da yaşanan bunca vahşet ve barbarlık karşısında kendi birliklerini oluşturma hususu, İslam ülkelerinin en öncelikli gündemi haline gelmelidir." Tavsiyesinde bulunuldu. (Fırat Arslan- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler