Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’na ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda ele alınan konular ve gündemdeki gelişmelere dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı. Kalın, Gezi Parkı olayları, Rusya ile ilişkiler, FETÖ, Libya gibi konularda önemli açıklamalarda bulunuldu.

Kalın şöyle konuştu: "Bugünkü Kabine Toplantısı’nda güvenlik alanında Millî Savunma Bakanlığının, İstihbarat Teşkilatımızın ve Dışişleri Bakanlığımızın güvenlik ve dış politika ağırlıklı sunumları oldu. Onların alt başlıklarına birazdan değineceğim.

Ayrıca, Sağlık Bakanlığımızın özellikle koronavirüsle mücadele ve Elazığ deprem bölgesinde verilen sağlık hizmetleri konusunda detaylı, kapsamlı bir sunumları oldu. Son olarak da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın genel sağlık sigortasıyla ilgili bir sunumu gerçekleşti."

"Suriye’de ve İdlib’de yaşanan gelişmeler gündemimizin üst safhalarında, üst yerlerinde işgal etmeye devam ediyor." diyen Kalın, "Özellikle İdlib’le ilgili yaşanan gelişmeleri bildiğiniz gibi geçen hafta burada bulunan Rus heyetiyle görüşmüş idik. Dün ve bugün de Türkiye’den giden bir heyetimiz Moskova’da görüşmeler gerçekleştirdi.

Tabii İdlib’de bizim temel çizgimiz, Soçi Mutabakatı’na derhal geri dönülmesi. Daha önce kararlaştırdığımız İdlib çatışmasızlık bölgesi sınırlarının tekrar esas kabul edilerek özellikle bizim askerî gözlem noktalarımızın ve sivillerin korunması noktasında gerekli adımların atılması ve bu konuda arkadaşlarımızın çeşitli görüşmeleri ve müzakereleri oldu. Kâğıt alışverişleri oldu. Şu an itibarıyla çıkan karar; bu müzakerelere devam edilmesi yönünde.

Bazen Rus tarafından gelen bazı açıklamaların sahadaki gerçekleri doğru yansıtmadığını da görüyoruz. Özellikle değişen şartlar dikkate alınarak haritanın yeniden çizilmesi gerekiyor şeklinde birtakım mülahazaların, değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Burada bu hususu tashih etmek isterim."

"Libya halkının yanında yer almaya devam edeceğiz"

Libya konusuna da değinen Kalın, "Bir diğer tabii uluslararası önemli konu da Libya meselesi. Orada BM çatısı altında devam eden Berlin sürecine bağlılığımızı devam ettiriyoruz. Bu çerçevede geçen hafta Dışişleri Bakanımız Mevlüt Beyin Münih Konferansı marjında ilgili bakanlarla bir takip toplantısı gerçekleşti. Kendisi birçok ikili görüşme de yaptı. Bizim buradaki duruşumuz da son derece net, uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükûmeti çerçevesinde biz Libya halkının yanında yer almaya devam edeceğiz.

Bu çerçevede Berlin Konferansı’nda alınan ateşkes ve siyasi, askerî komitelerin toplanması kararlarına da tam destek verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Fakat maalesef Birleşmiş Milletler’in önerdiği ve ülkelerin üzerinde mutabık kaldığı bu yol haritası Hafter tarafından her gün ihlal edilmeye, delinmeye, sabote edilmeye devam etmektedir. Hafter tarafına hâlâ bütün bu kararlara rağmen askerî yarım devam etmektedir. Orada milis güçler, lejyoner güçler, paralı askerler farklı isimler altında sahada bu ateşkes sürecini sabote etmeye devam etmektedirler. Yine Hafter tarafının bütün Libya’ya ve Libya halkına, Libya ekonomisine zarar veren petrol yataklarını bloke etme durumu da devam etmektedir. Bu hoyratça tavra, bu haydutça tavra, bu şımarık tavra uluslararası toplumun sessiz kalması elbette düşündürücü."

"Koronavirüsle İlgili tedbirler aldık"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın Koronavirüsü ile ilgili de bir sunum yaptığını aktaran Kalın, şunları kaydetti:

Özellikle bu çerçevede bugüne kadar alınan tedbirler, atılan adımlar ve bundan sonrasıyla ilgili kapsamlı bir takdimleri oldu. Tabii son günlerde, son haftalarda bütün dünyanın gündemini takip eden ve Çin’in Wuhan şehrinden kaynaklanan bu virüsle mücadele konusunda biz Türkiye olarak gerekli tedbirleri aldık ve hamdolsun Türkiye’de şu ana kadar ciddi bir vakayla karşılaşılmadı. Bundan sonrasıyla ilgili öngörü de tedbirlerin etkili olmaya devam edeceği şekline.

Burada tabii Çin yönetiminin de çok ciddi bir mücadele verdiğini, ciddi tedbirler aldığını, bu süreci çok şeffaf bir şekilde yönettiğini ifade etmek istiyoruz. Gerçekten olay ortaya çıktığı andan itibaren Çinli makamlar hem karantinaya almak hem ellerindeki bilgileri Dünya Sağlık Örgütü’yle ve diğer paydaşlarla paylaşmak suretiyle iyi bir sınav verdiler. Tabii büyük bir sınamayla karşı karşıyalar. Böyle bir şeyi hiçbir ülke kendi topraklarında yaşanmasını arzu etmez. Bu manada biz bu koronavirüsle mücadele konusunda Çin Hükûmeti’nin yanında olmaya devam edeceğimizi ifade etmek isteriz. Bugüne kadar maske olsun, tıbbi malzeme olsun, diğer alanlarda bildiğiniz gibi Çin’e gönderdiğimiz birtakım yardımlar oldu. Bunların devamı da gelecek, Cumhurbaşkanımızın direktifiyle, talimatıyla Çin makamlarıyla bu konuda yakın bir iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz.

FETÖ tartışmaları

Toplantıda FETÖ ile mücadele konusuna da değinildiğini vurgulayan Kalın, "Son günlerde FETÖ’nün siyasi ayağı başlığı altında devam ettirilen bir tartışmaya hepimiz şahitlik ediyoruz. Baktığınız zaman bu tartışmanın kaynaklandığı yere, tartışıldığı zemine, yaptığı atıflara, birtakım imalara totalde bunun FETÖ’yle mücadelenin güçlendirilmesinden ziyade FETÖ’yle mücadeleyi sulandırmaya dönük bir girişim olduğu ve bu mücadele üzerinden çeşitli siyasi partilerin ve tarafların siyasi rant elde etme peşinde olduğunu görüyoruz.

Şunun altını açık ve net bir şekilde çizmekte fayda var: Bugüne kadar 40 yıllık geçmişi olan bu terör örgütüyle en ciddi, en kapsamlı ve en kararlı mücadeleyi bu Hükûmet vermiştir. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki ekipler vermiştir, bizzat kendisi bu mücadelenin bayraktarlığını yapmıştır, yapmaya da bundan sonra devam edecektir."

Soru: "Efendim, siz de az önce FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili açıklamalarda buldunuz. Geçtiğimiz hafta da FETÖ’nün siyasi ayağı en sıcak başlıklardan bir tanesiydi, tartışma mahkemelik oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 500 bin liralık bir manevi tazminat davası açtı. Ardında da Kılıçdaroğlu’ndan da bir dava geldi ve 5 kuruşluk bir dava açıldı ve bu davaya ilişkin de bugün Grup Toplantısı’nda da söylemleri vardı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Tabii ki dava açabilir, yani bu onun bireysel hakkıdır. Ama meselenin siyasi bağlamına demin işaret ettim. Bu konuda gerçekten FETÖ ile mücadele samimi bir şekilde yapılacaksa burada siyasi parti, mezhep, meşrep, siyasi görüş, ideoloji vesaire ayrımı yapmadan hepimizin birlik, beraberlik içinde hareket etmesi gerekiyor. Çünkü bu örgüt Türkiye Cumhuriyeti’nin tamamına düşmandır, bir kesimine değil. Geçmişte birtakım çevreler bunlarla birtakım ilişkilere girmiş olabilirler, biz bunun örneklerini gördük. Geçen hafta Cumhurbaşkanımız da bunları açık, net belgeleriyle, görüntüleriyle hepsini ortaya koydu. Bunları tekrar sunabiliriz, tekrar kendilerine hatırlatabiliriz, ama bu FETÖ terör örgütüyle mücadelede bir zaafa asla dönüşmemelidir.

Bakın, 17-25 yargı darbe girişimi ve sonrasında yaşananları bir hatırlayın. O süreçte FETÖ’cülerin yanında kimler durdu, kimler onlara sahip çıktı? 15 Temmuz darbe girişimi olana kadar acaba kimler kimlerle, bu çevreler, şimdi Cumhurbaşkanımızı eleştiren, AK Partiyi eleştiren çevreler ya da devletin bu konuda zaaf gösterdiğini söyleyenler acaba ne tür gizli, açık, kapalı görüşmeler yaptılar, kimlerle ne tür temaslar kurdular? Bunların hepsini tekrar tekrar konuşabiliriz."

Soru: "Bugün 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bir açıklaması olmuştu, Gezi Parkı olaylarıyla gurur duydum, bir gazeteye verdiği demeçte. Sonrasında Gezi davasında karar açıklandı. 9 beraat ve 7 sanığın da dosyası ayrıldı. Ardından da Amerika’nın Ankara Büyükelçiliğinden bu karar ilişkin bir değerlendirme yapıldı. Davayı yakından takip ettik, kararı memnuniyetle karşılıyoruz şeklinde. Tüm bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Ve Sayın Cumhurbaşkanın Gezi kararına ilişkin bir değerlendirmesi oldu mu?"

"Gezi olaylarının Türkiye’ye zarar verdiğini asla akıldan çıkarmayalım"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Bugün mahkemenin Gezi davasıyla ilgili verdiği karar, bir yargı sürecinin bir aşamasını teşkil ediyor, dolayısıyla bununla ilgili bizim bir yorum yapmamız, değerlendirme yapmamız uygun olmaz. Söz yargıda, nihai olarak bunun devam eden bir mahkeme süreci vardı. Bugün bir karar verildi, bunun bütünlüğü içerisinde değerlendirmeleri de mutlaka yapılacaktır.

Gezi olaylarıyla ilgili işin bu hukuk, dava ve mahkeme meselelerinin yanında, bir kere bir kalkışma olarak bu ülkeye verdiği zararı da unutmamız lazım. Yani vandallıktan siyasi kutuplaşmaya, Türkiye’nin gündemine birtakım son derece ayrıştırıcı söylemlerin sokulmasından, mesele o değil, bu değil söylemlerine kadar neler yaşadığımızı hazırlayalım. Şimdi bütün bunları dikkate aldığımız zaman, yani bu son günlerde böyle bir Gezi meselesi üzerinden tekrar tarihî yeniden okumaya dönük, geçmişi yeniden okumaya dönük birtakım girişimlerin yapıldığını görüyoruz.

Cumhurbaşkanı Sayın Gül gurur duyabilir, bu kendi değerlendirmesidir. Bunun bizim açımızdan bağlayıcı bir tarafı yok, kendi görüşüdür. O dönemde de zaten kendisi görevdeyken de bu konuyla ilgili birtakım değerlendirmeleri vardı, farklı düşünceleri vardı.

Ama geldiğimiz nokta itibarıyla baktığımızda, bir bütün olarak okuduğumuzda, Türkiye’nin o dönemde çok zor bir süreçten geçtiğini ve o sürecin bir bütün olarak Türkiye’ye zarar verdiğini asla akıldan çıkartmayalım."

Soru: "Sayın Sözcü, Moskova’da görüşmelerin üçüncü turu gerçekleşti, siz de bu görüşmeler devam edecek ifadesini kullandınız. Karşılıklı kâğıt alışverişi oldu dediniz. Gelinen noktada Soçi Mutabakatı’nın güncellenmesine ilişkin ya da eski sınırlara dönüşe ilişkin bir adım var mıdır, olumlu bir gelişme? Bu heyetler arası görüşmeler yeni bir tarih olacak mı, nasıl devam edecek? Liderlerin bir görüşmesi olacak mı? Ve ek olarak, özellikle İdlib sahasındaki duruma ilişkin Türkiye’nin NATO’yu çağırması, NATO’yla bir iletişime geçmesi konuya ilişkin mümkün müdür?"

"İdlib sadece Türkiye’nin meselesi değil"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: "Şu ana kadarki müzakerelerden bizi tatmin edici bir sonuç çıkmamıştır. Bize sunulan kâğıdı ve haritayı biz kabul etmedik.  Aslında üç aşağı beş yukarı geçen hafta Ankara’da bize sundukları kâğıt ve harita Moskova’da sundukları, biz burada da bunu kabul etmeyeceğimizi zaten ifade etmiş idik. Tabii ki görüşmeler devam edecek. Bunlar ancak müzakere yoluyla çözülecek şeyler, zaten Astana süreci, Soçi süreci bunlar için var.

Demin de ifade ettim, bizim için belirleyici olan çerçeve, üzerinde mutabık kaldığımız Soçi Mutabakatı’dır. Burada askerî gözlem noktalarımızın belirlediği sınırların esas kabul edilmesidir ve derhal orada rejimin Rus destekli saldırılarını bir an önce sona erdirmesidir. Bu genel olarak Soçi Mutabakatı’yla ilgili durum.

Tabii bizim askerlerimiz ve sivillerle ilgili de tabii çok hassas bir süreçten geçtiğimizi ifade etmek istiyorum. Burada bütün taraflara, yani bu anlaşmanın garantörü olan tarafları da dahil ederek söylüyorum; bizim askerlerimize yönelik bir saldırı gerçekleşirse, burada kim yaptı, şu mu yaptı-bu mu yaptı diye bir şeye girmeden gerekli cevap en net, sert bir şekilde verilecektir. Umarım böyle bir durumla karşılaşmak zorunda kalmayız.

NATO meselesine gelince, formel olarak NATO’nun davet edilip edilmemesinden bağımsız olarak burada uluslararası topluma biz çağrımızı yeniliyoruz. Türkiye’ye sadece teşekkür etmek, Türkiye’yi takdir etmek, yaptıklarınızdan dolayı sizi alkışlıyoruz, sizi onaylıyoruz demek yeterli değildir. İdlib meselesi sadece Türkiye’nin meselesi değil. Bugün eğer biz bu hattı tutmazsak yarın İdlib’in tamamı gidecektir, 3-3,5 milyona yakın insan orada rejimin insafına bırakılmak durumunda kalacaktır. Biz tabii ki buna müsaade edemeyiz."

"Rusya ile görüşmeler devam edecek"

Soru: "Rus heyetiyle yapılan İdlib görüşmelerinde Soçi Mutabakatının güncellenmesine ilişkin ya da eski sınırlara dönüşe ilişkin bir adım var mıdır? Heyetler arası görüşmelerde yeni bir tarih olacak mı? Liderlerin bir görüşmesi olacak mı? İdlib sahasındaki duruma ilişkin Türkiye'nin NATO'yu çağırması, NATO ile bir iletişime geçmesi mümkün müdür?"

Kalın, "Şu ana kadar müzakerelerden bizi tatmin edici bir sonuç çıkmamıştır. Bize sunulan kağıdı ve haritayı biz kabul etmedik. Aslında üç aşağı beş yukarı geçen hafta Ankara'da bize sundukları kağıt ve harita Moskova'da sundukları. Biz burada da bunu kabul etmeyeceğimizi zaten ifade etmiştik. Tabii ki görüşmeler devam edecek. Bunları ancak müzakere yoluyla çözülecek şeyler. Zaten Astana süreci, Soçi süreci bunlar için var." dedi.

Soçi Mutabakatının, askeri gözlem noktalarının belirlediği sınırların esas kabul edilmesinin ve derhal rejimin Rus destekli saldırılarını sona erdirmesinin kendileri için belirleyici çerçeve olduğuna işaret eden Kalın, "Bu genel olarak Soçi Mutabakatıyla ilgili durum. Tabii bizim askerlerimiz ve sivillerle ilgili de çok hassas bir süreçten geçtiğimizi ifade etmek istiyorum. Burada bütün taraflara - bu anlaşmanın garantörü olan tarafları da dahil ederek söylüyorum - bizim askerlerimize yönelik bir saldırı gerçekleşirse burada, 'Kim yaptı, şu mu yaptı, bu mu yaptı' diye bir şeye girmeden gerekli cevap en sert bir şekilde verilecektir. Umarım böyle bir durumla karşılaşmak zorunda kalmayız." değerlendirmesinde bulundu. (İLKHA)

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler