Siyonist işgalciler tarafından gerçekleştirilen Mavi Marmara katliamının üzerinden 10 yıl geçti.

Abluka altındaki Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Mavi Marmara Gemisine 31 Mayıs 2010 tarihinde, uluslararası karasularda siyonist rejimin çeteleri tarafından helikopter ve hücum botları ile saldırı düzenlenmiş, saldırıda 10 Müslüman şehid olurken onlarca Müslüman da yaralanmıştı.

Hain saldırının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen Mavi Marmara olayı ilk günkü gibi tazeliğini ve acısını koruyor.

Mavi Marmara Gemisinde şehadet mertebesine ulaşanlardan bir de Diyarbakırlı Şehit Ali Haydar Bengi'ydi.

Mavi Marmara Şehidi Ali Haydar Bengi'yi anlatan kardeşi, Bengi'nin Filistinlilere ve Gazze’deki mazlumlara yardımlarını ulaştırmak için bindiği Mavi Marmara Gemisinin, düşlerinin ve hayallerinin bir parçası olduğunu söyledi.

Ali Haydar Bengi’nin medrese ve El-Ezher Üniversitesi'nde ilim tahsil ettiğini belirten yakınları, çok ihlaslı biri olduğunu vurgulayarak İslam için sürekli bir mücadele içinde olduğuna dikkat çekti.

Ali Haydar Bengi’nin şehadeti çok arzuladığını vurgulayan kardeşi Abdulaziz Bengi, Mavi Marmara Şehidi'nin bu uğurda sürekli çalıştığını ve zamanından çok fedakârlık yaptığını söyledi.

Kardeşinin dilinden Mavi Marmara Şehidi Ali Haydar Bengi

"Bana şehadet yakışmıyor mu? dedi ve bunun üzerine arkadaşları sustu”

Mavi Marmara Şehidi Ali Haydar Bengi’nin gemi ile yolculuk yapmadan önce arkadaşları tarafından gitmemesi noktasında uyarılar aldığını belirten kardeşi Abdülaziz Bengi, “Ağabeyim Gazze’ye gitmeden önce birçok arkadaşıyla diyalogları oluyordu. Ağabeyimin Mısır El-Ezher Üniversitesinden Muhammet Seyde diye bir arkadaşı vardı. Telefon dükkânımızda, aralarında geçen bir konuşmaya kendim şahit oldum. Ağabeyimin arkadaşı Rahmetliye ‘Gazze’ye sen gitme, senin yerine başkası gitsin’ dedi. Rahmetli de kararlı bir şekilde ‘hayır, ben gideceğim’ şeklinde cevap verdi. Demek ki gitmesi gerekiyormuş ki o cevabı verdi. Bu konuşmalar ağabeyimin ve arkadaşı Mustafa Seyde’nin arasında geçerken dükkânda o sıralar rahmetlinin arkadaşı imam Şefik Hoca da vardı. Mustafa arkadaşı Şefik hocaya dönerek ‘Şefik hoca sen Ali Haydar’a söyle gitmesin’ dedi. Şefik Hoca da ağabeyime, ‘Gitme. Sen medrese ilmi almış bir insansın ve Diyarbakır’ın senin gibi insanlara ihtiyacı var.’ dedi. Rahmetli ağabeyimin ona verdiği cevabı hiç unutmam. Şefik Hoca'ya döndü ‘Bana şehadet yakışmıyor mu?’ dedi ve bunun üzerine arkadaşları sustu.” ifadelerini kullandı.

Şehit Ali Haydar Bengi’nin Gazze’ye yapacağı yolculuktan ailesinin endişelenmemesi için haber vermediğini söyleyen Bengi, şöyle devam etti:

“Rahmetli ağabeyim Mavi Marmara ile gittiği vakit ailemin de haberi yoktu. Ailemize söylemeden gitti. Geminin kalktığı Antalya ile ailemizin yaşadığı il olan Mersin arasında 6 saatlik bir yol süresi vardı. Gazze’ye yola çıkmadan önce ağabeyim Antalya’ya gidip iki hafta falan orada kaldı. Bunun üzerine ağabeyimin gittiğini annem bizden öğrendi. Annem öğrendikten sonra bize dönerek ‘ağabeyinizi arayın ve deyin ki annesi olarak hakkımı ona helal etmiyorum’ söyleyin. Tabi ben de ağabeyimi aradım ve annemin söylediklerini ona ilettim. Rahmetli ağabeyim bana ‘annemin helal etmiyorum lafını ne sen bana söyledin ne de ben duydum farz et’ şeklinde bir cevap verdi. Bunlar yaşanırken Mavi Marmara Gemisi tam hareket ederken rahmetli ağabeyim annemi telefonla aradı. Ondan helalleşme istedi. Annem de hakkını ona helal ettikten sonra yola koyuldular.”

Kardeşinin dilinden Mavi Marmara Şehidi Ali Haydar Bengi

“Vallahi ağabeyimin şehadetiyle çok gururluyum”

Abisinin çok arzuladığı şehadet mertebesinden büyük gurur duyduğunu belirten Bengi, “İnsanın niyeti ne ise Allah Teala ona onu nasip ediyor. Demek ki ağabeyimin niyeti de şehadet arzusu vardı ki Rabbim ona bu kutlu ölümü nasip etti. Kurtuldu kendine çok şükür. Vallahi ağabeyimin şehadetiyle çok gururluyum. Vallahi ağabeyimin ölümüne üzülmüyorum. Çünkü yarın bizler de öleceğiz. Arkamızda bir dua eden olacak mı? Ama ağabeyimin elhamdülillah arkasında dua eden de var gururla onu anlatan da var. Ağabeyim velev ki şehit olmasa dahi o gemi ile yetimler için gittiğini biliyorum. Oradaki muhtaçlar ve fakir-fukaralar için gittiğini biliyorum. Mal ve mülk için gitmediğini de biliyorum. Kısacası onun düşüncesini çok iyi bildiğim için vefatına ve şehit olmasına sevinçliyiz. Rabbim herkese böyle şerefli ölmeyi nasip etsin.” temennisinde bulundu.

“Annem: Ali Haydar’ımdan sonra Diyarbakır’da kalmaya dayanamıyorum”

Ağabeyinin cenazesinden sonra annesinin bir daha Diyarbakır’a gelmediğini belirten Bengi, şunları söyledi:

“Annem rahmetliden sonra yerde yatmaya başladı. Annemde biraz kilo vardı. Ağabeyim de rahmet edince yerde yatmaya annem başlayınca yüzde 70 oranında hasta oldu. Tabi bizler her ne kadar annemize işte ‘ağabeyimiz şehit oldu şehadet mertebesine ulaştı’ cümlelerini kullansak da anne ciğeri olduğu için çok üzülüyor. Annemize ‘yerde yatma ve yatağında yat’ dediğimizde bize dönerek ‘oğlum Ali Haydar rahmet etti ben nasıl yatakta yatayım?’ derdi. Ağabeyimin hüznü ile inanın ki yüzde 70 ayakları gitti. Annem ağabeyim şehadete ulaştıktan sonra artık Diyarbakır’a bir daha gelmedi. Annemize defalarca tekrardan Diyarbakır’a gelmesi için telkinlerde bulunduk ancak o hiçbir zaman gelmedi. Neden diye sorduğumuzda, ‘Ben Ali Haydar’ımdan sonra dayanamıyorum artık Diyarbakır’da. Ben burada Mersin’de öleceğim’ şeklinde bize cevap veriyor. Ne yaptıysak memleketi olan ve evlatları olarak bizlerin burada olmasına rağmen annem ağabeyimin şehadetinden dolayı buraya gelmiyor.” (İLKHA)

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler