Nusaybin olaylarının dünü ve bugünü

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 1 Ekim 2015 tarihinde başlayan ve 3 Haziran 2016’da biten olayların süreci, derin bir tezgâhı işaret ediyor.

Mardin'in Nusaybin ilçesinde 1 Ekim 2015 tarihinde başlayan ve 3 Haziran 2016'da biten olayların süreci, derin bir tezgâhı işaret ediyor. İşte Nusaybin olaylarının dünü ve bugünü…

Mardin'in Nusaybin ilçesinde 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun ilgili maddeleri gereğince 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 15 mahalleden oluşan ilçede, ilk olarak 1 Ekim 2015 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve 5 gün sonra kaldırıldı. Abdulkadirpaşa, Fırat, Dicle ve Yenişehir mahallelerinde 14 Aralık 2015 tarihinde tekrar sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve 21 Aralık 2015'te yasak genişletilerek ilçenin tamamı yasak kapsamına alındı. Ancak bu yasak da iki hafta sürdü.

14 Mart'ta ilan edilen son yasak ise 25 Haziranda kısmî olarak kaldırıldı. Operasyonların yoğun yaşandığı Fırat, Abdulkadir Paşa, Yenişehir, Dicle, Zeynelabidin ve Kışla mahallelerinde ise sokağa çıkma yasağı halen devam ediyor.

Yasağın devam ettiği ve etrafı telle çevrilen mahallelerde bulunan iş makinaları, hasar gören evleri tek tek yıkarken, biriken molozlar da kamyonlara yüklenerek kaldırılıyor. Evlerinin akıbetinden habersiz olan aileler, yasağın bitmesinin ardından nasıl bir manzara ile karşılaşacaklarını bilmiyor.

İlçede yaşananlar ve sürecin aşamaları

PKK'nin, Cizre'nin ardından Nusaybin'deki Fırat ve Dicle mahallelerinde 23 Eylül 2015 tarihinde çukurlar kazmaya ve barikatlar kurmaya başladı. Ellerinde uzun namlulu silahlarla sokak aralarında gezinen PKK'li gruplar, yaklaşık bir ay içinde Fırat ve Dicle Mahallesi'nde 100'e yakın çukur ve barikat oluşturdu. Barikatların başında ise PKK'liler silahlarıyla nöbet tutmaya başladı.

Fırat ve Dicle mahallelerinin ardından Abdülkadirpaşa, Yenişehir mahallelerinde görünen silahlı PKK'liler, ara sokaklardan başlayarak 100'e yakın çukur ve barikatı buralarda da oluşturmaya başladı. Hemen hemen her sokakta en az 3 çukur kazan PKK'liler, çukurların önüne de belediyenin yollara döşediği kilitli parke taşlarıyla barikat oluşturdular.

Durumu polise bildirenlerin kapısına PKK'liler geldi!

Ellerinde uzun namlulu silahların bulunduğu PKK'liler, kazdıkları çukurları patlayıcılarla tuzaklamasının ardından halktan itiraz sesleri yükselmeye başladı. Evlerinin önüne patlayıcı yerleştirilmesine itiraz eden halk, durumu polise bildirdi ancak vatandaşın evine polis yerine PKK'liler geldi.

Olaya tanık olan ancak ismini vermek istemeyen bir vatandaş yaşadıklarını şöyle anlattı: "Geçen yıl evimizin önüne ilk çukur kazıldığı zaman ne yapacağımızı bilemedik. Çünkü ellerinde uzun namlulu silahlar vardı, bazılarını tanıyorduk, bizim mahallede oturuyorlardı. Fakat bazılarını da tanımıyorduk. özellikle grubun başında olan şahsın, Kandil'den Suriye'ye, Suriye'den de Nusaybin geldiği konuşuluyordu. Tüm olan bitenlerden polisin haberi vardı, çünkü mahallenin başında TOMA diye tabir edilen polis aracı duruyordu. Ama müdahale etmiyorlardı. Polisin karşısında bu şahıslar çukur kazıyordu, fakat neden müdahale etmediklerini bilmiyorduk. Daha sonra çukurlara bomba yerleştirdiler, çocuklarımız bomba tuzaklanmış sokaklardan okula gidip geliyordu. Bizler de son çare olarak şikâyetimizi polise yaptık. Yaptık yapmasına ama 5 dakika sonra kapımıza PKK'liler geldi. ‘Hayırdır şikâyet etmişsiniz' dedi. Neye uğradığımızı şaşırdık! Biz de korkudan inkâr ettik. Ondan sonra bir daha polisi aramadık. Şimdi diyorlar ki çukurların kazılmasına neden izin verdiniz? Biz bir vatandaş olarak izin verdik ama polis ve asker de izin verdi"

Operasyonun başındaki komutanlar FETö'den tutuklandı

Yaşanan bu durum aslında FETö/PKK işbirliğini ortaya koyuyordu. Nitekim, Nusaybin'deki operasyonları yürüten 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, 7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz ve Tugay Komutanı Salih Kırhan, FETö'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklandı.

Operasyonları yürüten komutan, asker ve polislerin tutuklanmasıyla dönemin Mardin Valisi ömer Faruk Koçak'ın bir gazeteye yaptığı açıklamalar da FETö/PKK ilişkilerini ortaya koyuyordu.

Vali Koçak, FETö'cü komutanların kendisinden sivilleri hedef alacak talimat imzalamasını istediklerini, böylece sivil katliamlar yapılarak büyük bir infialin oluşturulmasının hedeflendiğini belirtmişti.

İlk yasak sadece 5 gün sürmüştü

Fırat, Dicle, Abdülkadirpaşa ve Yenişehir mahallelerinde kurulan 250 barikat ve çukurlara yaklaşık 5 ton patlayıcı yerleştirildikten sonra Mardin Valiliği sokağa çıkma yasağını 1 Ekim 2015 tarihinde ilan etti. Ancak bu yasak 6 Ekim'de kaldırıldı.

İlçe genelindeki yasak ise iki hafta sürmüştü

13 Kasım 2015 tarihinde saat 21.00'den itibaren tekrar uygulanmaya konulan sokağa çıkma yasağı yine kısa sürdü. Bu kez Abdulkadirpaşa, Fırat, Dicle ve Yenişehir mahallelerinde 14 Aralık 2015 tarihinde tekrar sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve 21 Aralık 2015'te bu yasak ilçenin tamamını kapsayacak şekilde genişletildi. Bu yasak da ancak iki hafta sürdü.

Yasak sürecinde birçok sivil katledildi

Birkaç kez sokağa çıkma yasakları ilan edilmesine rağmen ne bir çukur kapatıldı, ne de bir barikat kaldırıldı. Bu durum halkı derinden endişelendiriyordu. Nusaybin'de 1/6 Ekim 2015 tarihleri arasında uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında iki sivil hayatını kaybetti. 15 Kasım 2015'te ise 2 çocuk annesi 44 yaşındaki Selamet Yeşilmen Fırat mahallesindeki evinin merdivenlerinde vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden kurşunlarla hayatını kaybetti. Yine evinin önünde Ahmet Sönmez adında yaşlı bir vatandaş kurşunlara dizilerek katledildi. Motosikletle hastaneye giden Suriyeli bir genç ise başına isabet eden kurşunla yaşamını yitirdi. Nusaybinli vatandaşlar ise yaşanan bu ölümlerden güvenlik güçlerini sorumlu tutuyordu.

Binlerce kişi ilçeyi terk etti

İlçede 2015 yılı ve 2016 yılının başlarında defalarca sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen çukurların kapatılmaması ve devletin olan bitenleri sadece izlemekle yetinmesi halk arasında konuşulmaya başlanmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın yaptığı açıklama, halkı daha da tedirgin etmişti. Ala'nın "İdil dışında Nusaybin var, barikat, çukurlar var, bunlar kaldırılacak" açıklamasından sonra binlerce kişi Nusaybin'i terk etmeye başladı.

Nusaybin Cizre'ye benzemesin çağrıları sonuçsuz kaldı

Nusaybin'de kalan halk kısa süre içinde sokağa çıkma yasağının ilan edileceği yönünde tedirginlik içerisine girdi ve çağrılar yapmaya başladı. Ancak Nusaybin'in Cizre'ye benzememesi yapılan tüm çağrılara rağmen karşılıksız ve sonuçsuz kaldı.

HÜDA PAR, derin tezgâha dikkat çekmişti

HÜDA PAR Nusaybin İlçe Başkan Yardımcısı Seyfettin Ağırman, 5 Aralık 2015 tarihinde yaşanan olaylara ilişkin İLKHA'ya yaptığı açıklamada, derin bir tezgâha ve kirli bir savaşa dikkat çekmiş, halkın iki gücün arasında ezildiğini söyledi. Aylar öncesinden sokak ve ana caddelere barikat ve çukurların kurulduğunu kaydeden Ağırman, barikatların kurulmasıyla halkın sıkıntı yaşamaya başladığını ifade etti.

Sokağa çıkma yasağı sürecinde iki ateş arasında kalan halk, çareyi ilçeyi terk etmekte buldu. Göç eden aileler, önemli iddialarda bulunuyorlardı. İlçede danışıklı bir dövüşün olduğunu ileri süren halk, amacın ise "Halkı bıktırmak" olduğunu söylüyordu.

"Devlet ile PKK zulmünün ortasında kaldık"

Yasağın kaldırılmasıyla ilçeye giden basın mensuplarına konuşan halk, adeta isyan ederek, devlet güçlerinin barikatları kaldırmak için hiçbir şey yapmadığını iddia ediyordu.

‘Yok' denilen tüneller bulundu

Çatışma sürecinde Nusaybin ile Suriye'yi birbirine bağlayan tünellerin olduğu dillendirilmiş ancak bu tüneller bir türlü açığa çıkarılmamıştı. Söz konusu tünellerin varlığını İLKHA 28 Ocakta "Nusaybin'de operasyon kaçınılmaz görünüyor" başlığıyla abonelerine servis etmişti. Söz konusu tüneller yakın zamanda sınıra sıfır olan Zeynelabidin Mahallesi'nde ortaya çıktı. 3 Kasım'da bulunan tüneller daha sonra güvenlik güçleri tarafından imha edildi.

Ve beklenen yasak geldi!

Bağımsız gözlemciler, Nusaybin'de olup bitenlerle ilgili büyük bir operasyonun kaçınılmaz olduğunu belirtiyordu. Uzun süredir beklenen sokağa çıkma yasağını Mardin Valiliği ilan etti. 14 Mart'ta saat 24.00'ten itibaren ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağının ilan edildiği ilçede, başlatılan operasyonlar 3 Haziran'da sona erdi.

Son yasakta bilanço ağır oldu

Operasyon sonucunda resmi açıklamalara göre; 495 PKK'linin öldürüldüğü, 515 barikatın kaldırıldığı, 53 çukurun kapatıldığı, 2 bin el yapımı patlayıcının da imha edildiği belirtildi. 70'e yakın PKK'li ise teslim oldu. Operasyonlarda 70 asker ve polis hayatını kaybetti.

6 mahallede halen yasak sürüyor

14 Mart'ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı, 25 Temmuz'da kısmî olarak kaldırıldı. Yasağın kaldırıldığı Yeni Turan, Yeşil Kent, Mor Yakup, 8 Mart, Gırnavas, Devrim, Selahaddin Eyyubi, Çatalözü, İpek Yolu ve Barış mahallelerinde hayat normale dönerken çatışmalardan olumsuz etkilenen ve etrafı telle çevrilen Abdulkadir Paşa, Fırat, Dicle, Yenişehir, Zeynel Abidin ve Kışla mahallelerinde ise hasarlı yapılarım yıkımı sürüyor.

İlçedeki ev ve işyerlerinin yüzde 70'i kullanılamaz hale geldi

120 bin nüfuslu ilçede 100 bin kişi başka yerlere göç etmek zorunda kaldı. İlçede gerek PKK'lilerin tuzakladığı el yapımı patlayıcıların infilak etmesi, gerek bulundukları bölgelerin ağır silahlarla vurulması, gerekse şiddetli çatışmalar yüzünden en az 30 bin konut tamamen yıkıldı, ev ve işyerlerinin yüzde 70'i kullanılamaz hale geldi. İlçeye dönen halk ise şimdilerde, kira fiyatlarının aşırı yükselmesinden şikâyetçi. Halk, ayrıca yıkılan evlerinin durumunun ne olacağı, şehir taşınırsa nereye taşınacağı gibi soruların cevabını merak ediyor.

İlçedeki cami ve okulların önemli bir bölümü yıkıldı

İlçede yasağın halen devam ettiği mahallelerde bulunan camilerde minareleri dışında sağlam yer yok, hatta bazılarının minareleri dahi yıkılmış. Fırat mahallesinde Molla Abdulkerim, Molla Osman, Hazreti Ali, Molla Nurullah ve Seyfettin Feyzullah camileri ; Abdulkadirpaşa mahallesinde Seyitler,Demirköprü, Molla Şemsettin, Şeyh Muhammed ve Şeyh Bahattin camileri; Dicle Mahallesi'nde Hazreti ömer ve Mehmet Sait Zar camileri; Yenişehir mahallesinde İslam, ve Şeyh İzzettin camileri; Kışla mahallesinde Paşa camii; Zeynelabidin mahallesinde Kanika, Molla Musa ve Mezarlık camileri olmak üzere toplamda 18 camii ya tamemn tahrip oldu ya da kullanılamayacak derecede hasar gördü.

Aynı şekilde okullar da çatışmalardan zarar görmüş ve kullanılmayacak durumdadır. Bunlardan Nusaybin İmam-Hatip Ortaokulu, Yavuz Selim İlkokulu ve Ortaokulu, Kaymakam Bülent Pakdemir İlkokulu ve Ortaokulu, Merkez Ortaokulu, Fatih Sultan Mehmet İlkokulu ve Ortaokulu kullanılamayacak derecede hasar görmüş ya da yıkılmış durumdadır. Bu okullarda okuyan öğrenciler ise her ne kadar başka okullarda eğitimlerine devam ediyor olsa bile kendi okullarının ve arkadaşlarının özlemini çekiyor.

Mağdur halkın eşyaları çalındı

Yaşanan çatışmalardan dolayı hasarlı binaların yıkım çalışmaları devam ederken halk, bu kez de yağmacılar tarafından mağdur edildi. Zeynel Abidin Mahallesi sakinlerinden ö.A. yıkım çalışmalarıyla birlikte yağmalanma ve hırsızlık olaylarının arttığından dert yanıyordu. "özellikle değerli ve hafif eşyalarımız çalınmış. Tabi cep telefonu ile tellerin dışından çekilen görüntülerden de anladığımız kadarıyla yıkım işinde çalışan bazı kişilerin de eşyaları çaldığı görülüyor. Zaten yasaklı bölge olduğu için herkes giremiyor. Biz de kendi evimiz olmasına rağmen ancak özel izinle girebildik. Yetkililer bu konuda bir önlem almalı ve yaşanan mağduriyetleri gidermelidir."

Aynı şekilde esnafın da kepenkleri kırılarak eşyasının çalındı.

Nusaybin esnafından HDP heyetine tepki

Operasyonların sona ermesi ve yasağın kısmen kaldırılmasıyla 1 Ağustos'ta HDP milletvekilleri ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, ilçeyi ziyaret etti. Ancak halktan büyük tepki gören Türk ve beraberindeki heyet bölgeden hızlıca uzaklaştı.

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz: Bir an önce yaralar sarılmalıdır

Nusaybin esnafını ziyarette büyük bir ilgiyle karşılaşan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz, burada yaptığı konuşmasında bölgede yaşananların darbeye zemin hazırlamak için yapıldığının 15 Temmuz gecesi ortaya çıktığını söylemişti. Yılmaz, "Birileri şehrin içine patlayıcılar yerleştirdi, birileri yaktı, birileri yıktı, devlet geldi ben temizleyeceğim dedi. Devletin temizleyeceğim derken adeta filin zücaciye dükkânına dalması söz konusu oldu. Nihayetinde bir mağduriyet söz konusudur ve burada amaç halkın bu mağduriyetini gidermek olmalıdır. Zarar-ziyan tamamen tazmin edilmelidir. Suiistimallere yer vermemek için acele edilmeli, bir an önce yaralar sarılmalıdır." ifade etti. (M. Salih Keskin – İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler