​

Gaziantep'te kilim dokumasının son temsilcilerinden olan ve 67 yıldır mesleğini ilerlemiş yaşına rağmen sürdüren 78 yaşındaki Yaşar Elbir, teknolojik yeniliklerle birlikte dokuma mesleğinin sonunun gelmesine çok üzüldüğünü söyledi.

Gaziantep'te 78 yaşındaki kilim dokuma ustası Yaşar Elbir, ustasından kalan ve gürgen ağacından yapılmış 100 yıllık tezgahta kaybolmaya yüz tutan mesleğini yaşatmaya çalışıyor.

İlerlemiş yaşına rağmen 11 yaşında başladığı mesleğini sürdüren Elbir, asırlık tezgahında kilim, yolluk ve savan dokuyarak mesleğini icra ediyor.

İlkokulu bitirir bitirmez babasının, "oğlum bir zanaatın olsun" dediği kilimcilik mesleğini 67 yıldır aynı dokuma tezgahıyla sürdüren Elbir, yıllardır büyük bir aşkla sürdürdüğü kilim dokuma mesleğinin, son yıllarda teknolojik yeniliklerle birlikte fabrikasyon halı ve kilimlerin çıkmasıyla sonunun gelmesine çok üzüldüğünü dile getiriyor.

Bölgede kalan sayılı kilim dokuma ustalarından olan Elbir, 78 yıllık ömründe çok az doktora gittiğini, sağlığını ve sıhhatini yaptığı mesleğe borçlu olduğunu söyledi.

Bölgedeki en eski tezgahta elle kilim dokuyan son kilim ustalarının olduğunu dile getiren Elbir, Gaziantep'te ise bu mesleği sadece kendisiyle birlikte çocukluk arkadaşı olan bir kilim dokuma ustasının yaptığını belirtti.

Her gün asırlık dokuma tezgâhının başında farklı desenlerde el emeği kilimler dokuyan Elbir, ürettiği kilimleri de dünyanın dört bir yanına gönderdiğini ifade etti.

Elbir, "Bu mesleğe ilkokulu bitirdikten sonra çırak olarak başladım. Ben çırak iken masra sarıyordum. Masra sardıktan sonra da kalfalığa geçtim. Büyüdükten sonra kalfa olarak mesleğime devam ettim. O dönem en iyi zanaat bu zanaattı. Bizim dönemimizde sanayi bu kadar gelişmemişti. Çünkü o dönem elektrik yoktu. En iyi zanaat kilimcilik zanaatıydı. O dönem büyüklerimiz, çocuklarını zanaat öğrenmesi için çırak olarak bir mesleğe yerleştirirdi." dedi.

Kilim dokumacılığını 5 yılda öğrendiğini anlatan Elbir, "Askere gidinceye kadar bu meslekte çalıştım ve 1962 yılına kadar çalıştım. 1962 yılından sonra da askere gittim. Askerden geldikten sonra mesleğime yine devam ettim. Ama bir sene çalıştıktan sonra mesleğe ilgi olmayınca mesleğime bir süreliğine ara vermek zorunda kaldım. Ama arada yine yapıyordum. 1995 yılında tekrar mesleğime başladım." diye konuştu.

"Elektrik olmadığı için geceleri gaz lambasıyla çalışırdık"

Bu mesleği çok zor şartlar altında öğrendiğini ve bugüne kadar devam ettirdiğini belirten Elbir, şöyle devam etti:

Elbette bu işin zorluğu var. Ama mesleği önceden bildiğimiz için pek fazla zorluk çekmedik. Çocukken çok zorlandık. Kalfalarımız boş tezgahta bize mekik sarmayı öğretirlerdi. O dönem henüz ben ilkokulu yeni bitirmiştim. Bu mesleğe zaten ilkokuldan sonra başladım. O günden beri de bu mesleğime devam ediyorum. Bizim dönemimizde en iyi sanayi buydu. Çünkü o dönem elektrik yoktu. Elektrik olmadığı için geceleri gaz lambasıyla çalışırdık.

"Bu mesleğin yok olmasını istemiyorum"

Mesleğini sevdiğini aktaran Elbir, "Mesleğimi sevmez olur muyum? Sonuçta geçimimi bu meslek ile sağlıyorum. Ben isterim ki öğrenciler de gelsin bu mesleği öğrensinler. Bu mesleği herkese öğretmek isterim. Bu mesleğin yok olmasını istemiyorum. Ama maalesef mesleğe ilgi gösteren kalmadı." diye konuştu.

"Dokuduğum kilimleri birçok ülkeye gönderiyorum"

Tezgahının 100 yıllık olduğunu, zamanla yıpranan bazı parçalarını değiştirmek zorunda kaldığını ifade eden Elbir, eski el tezgahıyla dokuduğu kilimleri hem yurt içi hem de yurt dışına gönderdiğini belirtti.

Elbir, "Geçmiş dönemlerde çoğunlukla kilim, seccade, yolluk, divan yapardık. Başka bir şey yapmazdık. Yaptığım ürünler her tarafa gidiyor. Hem yurt içine hem de yurt dışına gidiyor. Yine burada yaptığımız ürünleri turistler gelip alıyorlar. Yani yaptığımız ürünler elimizde kalmıyor." ifadelerini kullandı.

Bir günde bir veya iki tane kilim dokuduğunu anlatan Elbir, dokuduğu kilimleri ise 50 ve 100 TL'den sattığını aktardı.

"Hem para kazanıyorum hem de sağlıklı kalıyorum"

Kilim dokumanın sağlıklı kalmasına da çok fayda sağladığına dikkat çeken Elbir, 78 yaşında olmasına rağmen ömründe çok az doktora gittiğini, sağlığını ve sıhhatini ise yaptığı mesleğe borçlu olduğunu söyledi.

Elbir, "Ben bu mesleği bırakırsam çökerim. Ben bu meslek sayesinde sağlıklı kalıyorum. Ben burada idman yapıyorum. Sanki sürekli koşuyorum. Sürekli hareket halindeyim. Bundan dolayı da mesleğimi seviyorum. Mesleğimi bırakırsam ve çalışmazsam hasta olurum. Ama ben çalışarak sürekli hareket halindeyim. Doktorlar bile sürekli spor yapmamızı tavsiye der. Ben de burada sürekli hareket halinde olduğum için bir nevi spor yapıyorum. Hem para kazanıyorum hem de sağlıklı kalıyorum." şeklinde konuştu.

"Mesleğimin unutulmamasını, ölmemesini istiyorum"

Mesleğinin devam etmesi için kilim dokumayı gençlere öğretmek istediğini belirten Elbir, ancak çok sevdiği mesleğini öğretecek ve yetiştirecek eleman bulamadığını belirterek, şunları söyledi:

Çocuklarım çalışmamı istiyorlar. Hatta 'biz de gelip çalışalım' diyorlar. Bu mesleği öğrenmek istiyorlar. Öğrenmek isteyen çok ama gelen yok. Ben isterim ki bu mesleği öğrensinler, bu meslek ölmesin, bana dua etsinler. Ben onun için çabalıyorum. Mesleğimin unutulmamasını, ölmemesini istiyorum. Bazen beni ziyarete gelen milletvekilleri, belediye başkanları 'bu mesleği birilerine öğret' diyorlar. 'Öğrenci yetiştirmiyor musun?' diye soruyorlar. Kimse gelip bu mesleği öğrenmiyor. 'geleyim' diyen çok ama kimse gelmiyor.

El dokuması kilimlerin makine halılarına göre daha sağlıklı olduğunu belirten Elbir, aynı zamanda el dokuması kilimlerin iki taraflı kullanılabildiğini ve el sanatı olduğu için bu kilimlerin çok kıymetli olduğunu da sözlerine ekledi.  (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler