Çin’de başlayıp kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan Coronavirus salgını ile ilgili Sağlık Bakanlığı Coronavirus Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, İLKHA’ya özel açıklamalarda bulundu.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Coronavirus salgınıyla yapılan mücadeleyi İlke Haber Ajansı’na (İLKHA) değerlendiren İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Coronavirus Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, önemli bilgiler paylaştı.

“Artık bir günde görülen vaka sayısı 200 binin üzerinde”

Coronavirus'un kıtalar arası bir salgın olduğunu belirten Öztürk, “Aralık ayı sonunda Çin’den başlayan bu hastalık daha sonra kısa sürede Çin’de bir salgın boyutuna ve sonrasında tüm dünyada pandemi boyutuna ulaştı. Çin’de vakalar 83 binler civarındayken tüm dünyanın büyük bir sıkıntı içine girdiğini gördük. Şu anda dünyada toplam vaka sayısının 13 milyonlara yaklaşığını görüyoruz. Ölüm sayısı da 570 binleri aştı. Artık bir günde görülen vaka sayısı 200 binin üzerindedir. Avrupa’da özellikle İspanya, İtalya, İngiltere ve Almanya gibi pek çok ülkede bu salgın çok ciddi sayılara ulaştı. Şu anda bile İngiltere’de günde 500-800 arası vaka gözüküyor. 10 milyonluk İsveç’te bile vaka sayıları 300 ile 700-800 arasında bazen çok daha da yükseğe çıkıyor.” dedi. 

“Tüm dünyada zaman içerisinde kademeli serbestlikler başladı”

Konuşmasının devamında Öztürk, “Suudi Arabistan ve Güney Afrika gibi ülkeler son haftadaki vaka artışlarıyla bizi gelip geçtiler. Hindistan ve Rusya'da şu anda vakalar çok yüksek. Brezilya dünyada ikinci en çok vakanın görüldüğü ülkedir. O zaman dünya geneli çok ciddi artışların devam ettiği salgının birinci dalgasının bütün şiddetiyle devam ettiği ülkeler nedeniyle çok ciddi vakaların görüldüğü gerçeğinin altını bir çizelim. Tüm dünyada zaman içerisinde kademeli serbestlikler başladı. Ülkemizde pek çok kısıtlamayı kaldırdı.” ifadelerini kullandı.

“Yeni normal çok büyük bir ihtimalle 2021’i de kapsayacak”

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kademeli serbestliğe geçildiğini dile getiren Öztürk, şöyle devam etti: “Sonuçta pandeminin özellikle dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomi alanında ve diğer alanlardaki yansımaları dikkate alınarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir kademeli serbestliğe geçildi. Kademeli serbestliğe geçerken bütün hazırlıklar yapılmıştı. Her yerdeki kurallar belliydi. Özellikle dendi ki ‘biz normale geçmiyoruz yeni normale geçiyoruz.’ Bu yeni normal böyle bir iki ayda sürmeyecek çok büyük bir ihtimalle 2021’i de kapsayacak bir yeni normal dönemi olacak.”

“Covid-19 binli rakamlarla bir kişi bir kişiye bulaştırır düzeye ulaştı”

Vatandaşlarda korku ve panik olmaması tavsiyelerinde bulunan Öztürk, “Dünyadaki gelişmeler, artan seyahatler, çalışma koşullarının değişmesi ve özellikle gıdaların ithalat ve ihracatının yaygınlaşması nedeniyle ne yazık ki bu tip hastalıklar başlangıçtaki gibi olmasa bile karşımıza çok sık çıkacaktır. Biliyorsunuz dünyayı tehdit eden hastalıklar bağlamında daha önce sars, mers ve en son ebolayı konuşmuştuk. Ortada bir gerçek var. Bu gerçek de Türkiye’de bu salgının dünyada olduğu gibi en azından bir iki sene daha bize sorun çıkaracağı gerçeğidir. Bütün bu açıklamalar yapılmasına, bütün tedbirler ve kurallar belirlenmesine rağmen doğrusu gerek kişisel düzeyde gerekse kurumsal düzeyde bu kurallara uymada sıkıntılar yaşandı. Bugün Türkiye’de 780’li vakalara indiğimiz mayısın ortasından sonra hazirandaki kademeli serbestlik sonrası malum bin 600’lü rakamları geçtik. İkiye katlanma olayı oldu. 10 kişi yaklaşık 7-8 kişiye bulaştırırken daha sonra demek ki 10 kişi 17-20 kişiye bulaştırdı. Şu anda binli rakamlarla bir kişi bir kişiye bulaştırır düzeye ulaştı.” dedi.

“Maskeleri de eskiye göre çok daha fazla takıyoruz”

Öztürk, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Hastalığın kısmen hafifi geçmesinin zemininde şu var, az da olsa kurallara uyuyoruz. Arada bir kuralları ihlal de etsek karşılıklı olarak maskeler takılıyor. Fiziki mesafe arada bir unutulsa da hemen hatırlanıyor. Doğal olarak bin virüs bulaşacaksa 100 virüs bulaşıyor. Bu bin ve yüz arasındaki fark daha az mikrobun bulaşması demektir. Maskeleri de eskiye göre çok daha fazla takıyoruz. Vatandaşlar sorumluluk bilinciyle yazın bu sıcaklığında sıkıntıya girerek zor bile olsa maskeyi takıyorlar. Ne kadar az virüs bulaşırsa hastalık o kadar hafif seyirli olur.”

“Virüste olumsuz yönde değişiklikte olabilir”

Tarihte benzer pandemilerde ikinci dalganın daha öldürücü olduğunun altını çizen Öztürk, “1918’deki grip pandemesi dünyada 20 ile 50 milyon kişiyi öldürdü. İkinci dalga dediğimiz dalgada virüs değişmişti. Virüs değişmiş olduğu için insanlık yeni baştan tamamen farklı bir virüs ile karşılaşmış oldu. O günkü insanlığın vücut bağışıklık sisteminin tanımadığı bir virüsün ikinci dalgası çok öldürücüydü. Panik ve korkutmak için asla söylemiyorum. Virüste olumlu yönde bir değişim hepimizin beklentisidir ancak virüste olumsuz yönde değişiklikte olabilir. Çünkü oda bir canlıya bağlı bir canlıdır. Virüsler tek başına çoğalamazlar, bir canlı hücrede ancak çoğalırlar. Canlı hücrenin sistemini kullanırlar. Onlarda yaşamlarını devam ettirmek için uğraşıyorlar. İnsan hücrelerine virüsün bağlanmasının kapasitesi arttı. Yani daha kolay hasta yapıyor. Ama buna rağmen ciddiyetinde bir artış olmadığı ama tam tersi bir azalışta olmadı.” dedi.

“Denetimin biraz daha artırılması ve oldukça akılcı bir şekilde yapılması gerekiyor”

Devlet pandemiden iki ay önce bilim kurulunu kurduğunu belirten Öztürk, “İnsanlar aylarca çalıştılar. Bu süreçte bir rehber hazırlandı. Bilim kurulu yetmedi bilim kuruluna bağlı toplum sağlığıyla ilgili alt kurullar kuruldu. Daha sonra toplum bilim kurulu kuruldu. Bunlar rehber ürettiler ve dünyada şu anda toplum salgın yönetiminde en geniş kapsamlı rehberlerinden birine sahibiz. İçeriğine bakarsanız en zengin rehber diyebiliriz. Hemen hemen her şeyi içeriyor. Kuralları koydu ve günü geldi risk alarak kısıtlamaları koydu. Devletin koyduğu kısıtlamalar ekonomi, eğitim, kurumsal ve diğer sosyal çalışmalar için bir risktir. Bütün bu riskler alındı. Burada devletin bir denetim görevi de var. Özellikle illerde sadece devletin ana merkezi hükümeti karar almıyor. İllerde de pandemi kurulları var. Her ilin kendine özgü şartları gereği illerde kararlar alınıyor. Kararlar açısından hiçbir eksiklik yok. Ama denetimin etkin bir şekilde sürdürülmesi konusunda eksiklikler olabilir. Çünkü bir kararı denetleyemezseniz orada sıkıntı olur. Denetimin biraz daha artırılması ve oldukça akılcı bir şekilde yapılması gerekiyor. İnsanlara bu işi sevdirerek yapılması gerekir. Ceza çok öne çıkmamalıdır. Bir açıdan nezaketle hatırlatma ve kurallara uymayı sağlama şeklinde olmalıdır. Burada bize de bir görev düşüyor.” ifadelerini kullandı. 

“Aşı bir şekilde kullanıma girecek ama bu ne kadar üretilecek ve fiyatı ne olacak bu çok önemli”

Aşı ve ilaç çalışması ile ilgili de bilgi veren Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aşı ve ilaç çalışmaları şu anda değişik ülkelerde devam ediyor ve en son Rusya açıkladı. Başarı yolunda ilerleniyor. Önce zararlı olmadığı tespit edilecek ondan sonra gönüllüler üzerinde çalışmalar yapılacak. Birinci, ikinci ve üçüncü faz diye üçüncü faza ulaşmış aşı adayları var. Bu yılsonu itibari ile 2021’in başında bu aşıların bir kısmının kullanıma gireceğini düşünüyoruz. Aşının kullanıma girmesi demek aşının mutlak etkili olacağı anlamına gelmez. Grip aşılarında olduğu gibi verdikleri bağışıklık kısa olabilir. Bunun ne kadar olacağı şu anda kestiremiyoruz. Üzerinde tecrübeler ve gözlemler gerekiyor. Aşı bir şekilde kullanıma girecek ama bu ne kadar üretilecek ve fiyatı ne olacak bu çok önemli. Umarım Dünya Sağlık Örgütü ve diğer yetkili kuruluşlar bunun fiyatı konusunda da makul bir belirleme yaparlar. Dünyada pek çok ülke başta riskli gruplar olmak üzere aşıya ulaşır. Aşıyı üretmek tek başına çözüm değildir. Aşıya dünyadaki kitlelerin ulaşması gerekiyor. Biz ülke olarak inşallah bunu başarırız ama her ülke bunu başaracak ki bizde kendimizi garantiye almış olalım. İlaçlar konusunda bu hastalığa yönelik dört dörtlük etkili bir ilaç yok. Şu anki akışla dünyadaki insanların 2021’in içinde aşıya ulaşabilme ihtimali var ama dediğim gibi bu ne kadar üretilecek, fiyatı ne kadar olacak ve diğer insanlar nasıl ulaşacak bu şu anda belli değildir. Ama 2021 başlarında umarım aşı kullanıma girer.”(İLKHA)

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

İlgili Haberler

Bizi Takip Edin

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler