HÜDA PAR Hizmet İçi Eğitim Seminerleri kapsamında Ağrı'da düzenlenen programa katılan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Hasan Şahin, "Din insan hayatını düzenleyen kurallar bütünüdür" tezini savunduklarını söyledi.

HÜDA PAR Hizmet İçi Eğitim Seminerleri çerçevesinde düzenlenen etkinlikler Kasım ayında da devam etti.

Ağrı İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programın misafiri HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Eğitim İşleri Başkanı Hasan Şahin oldu.

HÜDA PAR Ağrı İl Başkanlığı'nda düzenlenen programda "Parti Programımızda İslam'ın Dünya Görüşü" konusunu ele alan Hasan Şahin, din ve siyaset işlerinin ayrı tutulmasına karşı "Din insan hayatını düzenleyen kurallar bütünüdür" tezini savunduklarının altını çizdi.

Konuşmasında, "Mesele hayatın içerisindeki bütünselliktir" görüşünü ifade eden Hasan Şahin, HÜDA PAR'ın dünya görüşünün özünün bu olduğunu kaydetti. Şahin, "Batılı ideolojiler, felsefi akımlar ortaya konulan 'Maddeye mi, manaya mı?' sorusunu ortaya atmaktadırlar. HÜDA PAR olarak biz, 'Madde ve mana bir bütündür, ruh ve beden gibidir, birbirinden ayrılmaz, ayırdığınız andan itibaren sıkıntı doğar' görüşünü savunuruz." dedi.

"Din insan hayatını düzenleyen kurallar bütünüdür"

Dinin içinde hayata dair aranan her şeyin mevcut olduğunu belirten Şahin, "Dinin içerisindeki öğretilerde eksiklik yok. Hayata dair ne ararsanız var. Her şeyin belirleyicisi, kural koyucusu Allah (Azze ve Celle) din üzerinden insanlara iletiyor. Yani kısacası din insan hayatını düzenleyen kurallar bütünüdür. Peki siyaset nedir? Siyaset ise buna benzer bir tanımdadır. Siyaset için kullandığımız tabirler vardır; toplumu yönetme, yönlendirme veya toplumun sorunları, problemlerine çözüm bulma sanatı. Siyasetin aslında en önemli tanımı şu; insanın yaşadığı toplumda kendi varlığını hissettirmesi." şeklinde konuştu.

"Siyaset hayatın kendisidir"

Din ve siyasetin arasına engel konulduğunu vurgulayan Şahin sözlerini şöyle sürdürdü:

Bir toplumda yaşıyorsanız, toplumun sorunları, problemleri, iyi yönleri, güzellikleri ile her şeyi sizi ilgilendiriyor. Geçmişten günümüze gelen 2 ortak görüş vardır bu konularla ilgili. Birincisi 'Din siyasi bir sistemdir' diyenler. Yani direk veya dolaylı olarak dinin siyasete müdahale ettiğini, siyasetin kurallarını, kuramlarını, ilkelerini, fiili siyasi davranış göstergelerini ortaya koyan bir devlet düzenini öneren amaç. İkinci bir görüş ise, 'Din bir devlet düzeni önermiyor' diyorlar. Din, bir düzen, sistem önermiyor, siyasete müdahale etmiyor, siyasetin beşeri ve maddi boyutuyla ilgilenmez diyorlar. Din siyasetten farklı bir durumdur, dinin iki görevi vardır, ahlak ve maneviyat. Bu durum aslında Ortaçağ Hristiyanları anlayışının ürününe benziyor. 'Güzel ahlaklı olursun, bazı ibadetler ile ilgileneceksin, onun ötesinde sen ile Allah arasında ne varsa gidip gelecek. Ama o din senin hayatına, siyaset ve toplumsal ilişkilerine, sosyal hayata, yargıya, hukuka, ekonomiye müdahale etmez' görüşünü savunuyorlar. Nübüvvet/Hilafet dönemi bittikten sonra saltanat dönemine girdiğimiz andan itibaren İslam Devletinin sınırları genişlemeye, İslam toplumunun diğer toplumlarla ilişki kurduğu andan itibaren kültürel geçişkenlik süreçleri başlamış. Hayatla olan kısmı bir tarafa itilmiş. Özellikle 19. Yüzyıldan itibaren İngilizler bunu çok iyi kullandılar. Özellikle bugün siyaset yaptığınız zaman, siyasetin Müslüman işi olmadığını önümüze koyuyorlar. Aslında siyaset hayatın kendisidir.

Hasan Şahin, "Hayatın sorunları, çarpıklıkları ile ilgili çözümü vahyin öğretileri ışığında bulmak isteyişimizin olumsuz karşılanması, devlet yönetiminin ayrı olduğu, siyasetin ayrı olduğu tezi önümüze getiriliyor. Müslümanlara gidip namaz ve diğer ibadetler ile meşgul olmalarını istiyorlar. Bu anlayış, İslam toplumunu bugün yaşanan olumsuzluklar ile karşı karşıya getirmiştir. Biz ise bunun aksini savunuyor, dinin her alana hükmetmesi gerektiğini vurguluyoruz." ifadelerini kullandı. (Ömer Adıgüzel-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler