Tunus'ta muhalefet üzerindeki baskı derinleşiyor: Gannuşi hastanede açlık ve ilaç grevinde
Tunus'ta Nahda Hareketi lideri ve eski Meclis Başkanı Raşid Gannuşi, hastanede ailesi ve avukatlarıyla görüşmesine izin verilmemesini protesto etmek amacıyla yemek ve ilaç almayı bıraktı. 85 yaşındaki Gannuşi'nin sağlık durumunun kritik olduğu belirtildi.
Tunus'ta Arap Baharı'nın ardından sembol haline gelen siyasi aktörlerden Raşid Gannuşi, bugün ülkesindeki siyasi dönüşümün en çarpıcı mağdurlarından biri olarak cezaevinde bulunuyor.
Nahda Hareketi lideri ve eski Meclis Başkanı Gannuşi'nin savunma heyeti, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, 85 yaşındaki siyasetçinin ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesini protesto etmek amacıyla açlık ve ilaç grevine başladığını duyurdu.
Savunma heyetine göre Gannuşi, 29 Temmuz'da hastaneye kaldırılmasının ardından tamamen tecrit edildi. Ailesinin ve avukatlarının kendisini ziyaret etmesine, kendisiyle iletişim kurmasına ve hatta sağlık durumu hakkında bilgi almasına izin verilmediği belirtildi.
Savunma heyeti, Gannuşi'nin 6 Ağustos'tan itibaren yemek ve ilaç almayı reddettiğini ve bunun "haklarını savunmak için başvurduğu son araç" olduğunu açıkladı.
85 yaşındaki Gannuşi'nin sağlık durumunun hassas olduğu vurgulanırken, savunma ekibi yaşananları insanlık dışı bir uygulama olarak nitelendirdi ve Tunus makamlarından ailesi ile avukatlarının Gannuşi'yi ziyaret etmesine izin verilmesini istedi.
Bir ayda altıncı kez hastaneye kaldırıldı
Gannuşi'nin sağlık sorunları cezaevi sürecinin önemli bir boyutunu oluşturuyor.
Savunma heyetinin açıklamasına göre Gannuşi, yüksek tansiyonu ve sağlık durumundaki kötüleşme nedeniyle temmuz ayı içerisinde altıncı kez hastaneye kaldırıldı. Hastaneye sevk edilmesinin ardından ise ailesi ve avukatlarıyla iletişiminin tamamen kesildiği bildirildi.
Savunma heyeti üyesi Mami Muhtar da Gannuşi'nin hastaneden ayrılıp ayrılmadığı konusunda dahi net bilgiye sahip olmadıklarını belirterek, avukatların ve ailesinin kendisini görmesine izin verilmediğini söyledi.
Bu durum, Gannuşi'nin yalnızca siyasi geleceğini değil, sağlık durumunu da doğrudan etkileyen bir sürece işaret ediyor.
Özellikle ileri yaşı ve mevcut sağlık sorunları nedeniyle yemek ve ilaç almayı bırakmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtilirken, savunma ekibi Tunus makamlarını doğabilecek sonuçlardan sorumlu tuttu.
Gannuşi neden cezaevinde?
Gannuşi'nin cezaevindeki durumu, Tunus'un son yıllarda yaşadığı siyasi dönüşümden bağımsız değerlendirilemiyor.
2011'de Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesinin ardından Tunus'un en önemli siyasi aktörlerinden biri olan Gannuşi, Nahda Hareketi'nin lideri olarak ülkenin siyasi hayatında uzun süre belirleyici rol oynadı.
2019 seçimlerinden sonra Tunus Meclis Başkanlığı görevine getirilen Gannuşi, 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said'in parlamentonun çalışmalarını askıya almasıyla görevini fiilen kaybetti.
Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentonun çalışmalarını durdurması, başbakanı görevden alması ve yürütme yetkilerini giderek kendi elinde toplaması, ülkenin siyasi sisteminde büyük bir kırılma oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Said bu adımlarını ülkeyi siyasi ve ekonomik krizden çıkarmak, yolsuzlukla mücadele etmek ve devlet kurumlarını yeniden düzenlemek gerekçeleriyle savundu. Ancak muhalefet ve insan hakları örgütleri, sonraki süreçte parlamentonun etkisizleştirilmesi, siyasi rakiplerin tutuklanması ve yargı süreçlerinin muhaliflere karşı kullanılması nedeniyle Tunus'ta "demokratik" kazanımların ciddi biçimde gerilediğini belirtti.
Gannuşi'nin bugün yaşadığı süreç de bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Müebbet hapis ve 30 yıl daha
Gannuşi hakkında son yıllarda çok sayıda dava açıldı ve ağır hapis cezaları verildi.
Haziran 2026'da Tunus'taki bir mahkeme, "gizli yapı" davası kapsamında Gannuşi'yi müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bu cezaya ayrıca 30 yıl hapis cezası eklendi.
Bu karar, Gannuşi hakkında daha önce verilen ağır cezaların üzerine geldi. Nahda lideri "devlete karşı komplo" ve Ulusal Kurtuluş Cephesi tarafından düzenlenen "Ramazan sohbetleri" gibi davalarda da 14 ila 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı.
Gannuşi ve Nahda Hareketi ise kendilerine yöneltilen suçlamaları reddediyor.
Bu ağır cezalar, Gannuşi'nin artık yalnızca siyasi bir rakip olarak değil, uzun yıllar boyunca siyasi sistemin önemli aktörlerinden biri olmuş bir muhalif olarak cezaevinde tutulduğu yönündeki tartışmaları büyütüyor.
Gannuşi dosyası Tunus'taki dönüşümün aynası
Gannuşi'nin hikayesi, Tunus'un 2011 sonrası yaşadığı siyasi değişimin neredeyse tamamını kendi üzerinde taşıyor.
Bir dönem seçimlerle Meclis Başkanlığı görevine gelen, siyasi partiler arasında uzlaşma arayışlarının merkezinde bulunan Gannuşi, bugün hastanede dahi ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmediği bildirilen 85 yaşındaki bir mahkum durumunda.
Bu değişim, Tunus'ta siyasi sistemin geldiği noktaya ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
2011 sonrasında siyasi çoğulculuğun genişlediği, farklı partilerin parlamentoda temsil edildiği ve iktidarın seçimlerle el değiştirebildiği bir sistem kurulmuştu. Ancak 2021'de başlayan süreçte yürütme gücü cumhurbaşkanlığı makamında giderek daha fazla toplandı.
Parlamentonun yetkilerinin azaltılması ve siyasi muhalefetin hareket alanının daralmasıyla birlikte Gannuşi gibi ülkenin en önemli siyasi figürlerinden birinin uzun süreli hapis cezalarıyla karşı karşıya kalması, bu dönüşümün sembollerinden biri haline geldi.
Muhaliflere yönelik davalar genişledi
Tunus'taki baskı tartışmaları yalnızca Gannuşi ile sınırlı değil.
Son yıllarda siyasetçiler, avukatlar, aktivistler, gazeteciler ve hükümeti eleştiren farklı kesimlerden isimler hakkında çok sayıda soruşturma ve dava yürütüldü.
Özellikle "devlete karşı komplo" gibi suçlamalar üzerinden açılan davalarda çok sayıda muhalif hakkında uzun süreli hapis cezaları verilmesi, ülkedeki siyasi alanın giderek daraldığı eleştirilerine neden oldu.
Gannuşi'nin aldığı müebbet ve 30 yıllık hapis cezası da bu tablonun en ağır örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle Gannuşi'nin hastanede başlattığı açlık ve ilaç grevi, yalnızca bir mahkûmun cezaevi koşullarına yönelik protestosu olarak görülmüyor. Olay, Tunus'ta siyasi muhalefetin karşı karşıya olduğu baskının geldiği noktayı yeniden gündeme taşıyor.
Arap Baharı tersine mi dönüyor?
Tunus'un yaşadığı dönüşüm, Gannuşi'nin kişisel hikayesini aşan daha büyük bir çelişkiyi de ortaya çıkarıyor.
2011'de Bin Ali yönetiminin devrilmesiyle başlayan Arap Baharı'nın ilk ve en önemli sonuçlarından biri Tunus'ta ortaya çıkmıştı.
Ülke, seçimler, yeni anayasa ve siyasi çoğulculuk konusunda bölgedeki diğer ülkelere kıyasla daha başarılı bir geçiş gerçekleştirmişti.
Ancak 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said'in aldığı kararlarla bu model tersine dönmeye başladı.
Said'in parlamentoyu askıya alması ve ardından yeni siyasi sistem kurması, destekçileri tarafından "devletin yeniden ayağa kaldırılması" olarak görülürken, muhalifleri tarafından "kazanımların tasfiyesi" olarak değerlendirildi.
Aradan geçen yıllarda Gannuşi'nin tutuklanması, Nahda Hareketi'nin etkisizleştirilmesi, muhalif isimlerin ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalması ve siyasi faaliyet alanının daralması, Tunus'un giderek daha otoriter bir yönetime kaydığı eleştirilerini güçlendirdi.
Bu açıdan bakıldığında Gannuşi'nin bugün hastanede yaşadığı tecrit, Tunus'taki siyasi dönüşümün yalnızca bir sonucu değil, aynı zamanda bu dönüşümün sembolik bir görüntüsü haline geliyor.
85 yaşındaki Gannuşi'nin hayatı için kritik günler
Gannuşi'nin açlık ve ilaç grevine başlamasıyla birlikte gözler şimdi Tunus makamlarının atacağı adıma çevrilmiş durumda.
Savunma heyeti, Gannuşi'nin ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesini ve sağlık durumunun yakından takip edilmesini istiyor.
Ancak Gannuşi'nin sağlık durumunun hassas olması nedeniyle birkaç günlük bir açlık ve ilaç grevinin dahi ciddi sonuçlar doğurma ihtimali bulunuyor.
Bu nedenle Gannuşi'nin hastanedeki durumu, Tunus'ta insan hakları ve siyasi özgürlükler konusundaki tartışmaların yeniden merkezine yerleşmiş durumda.
Bir tarafta 2011 devriminin ardından sembol isimlerden biri olan 85 yaşındaki bir siyasetçi diğer tarafta ise yıllar içinde giderek güçlenen cumhurbaşkanlığı ve daralan siyasi alan bulunuyor.
Gannuşi'nin cezaevinde geçirdiği süreç, Tunus'un son 15 yıldaki siyasi hikayesinin adeta özeti niteliğinde: Devrimle başlayan umut, seçimlerle kurulan çoğulcu siyaset, ardından 2021'de yaşanan kırılma ve bugün muhalefetin en önemli isimlerinden birinin hastanede dahi ailesi ve avukatlarıyla görüşemediği bir tablo.
Bu nedenle Gannuşi'nin başlattığı açlık ve ilaç grevi, yalnızca bir mahkûmun protestosu değil Tunus'ta siyasi özgürlükler ve muhalefetin geleceği açısından yeni bir sınav olarak görülüyor. (İLKHA)
تنبيه: وكالة إيلكا الإخبارية تمتلك جميع حقوق نشر الأخبار والصور وأشرطة الفيديو التي يتم نشرها في الموقع،وفي أي حال من الأحوال لن يمكن استخدامها كليا أو جزئياً دون عقد مبرم مع الوكالة أو اشتراك مسبق.