Sosyolog Günce: Ekranlar bizi yanı başımızdakilerden uzaklaştırmamalı
Sosyolog Taner Günce, teknoloji kullanımının aile içindeki iletişime etkisine dikkat çekerek, telefon, tablet ve sosyal medyanın kontrolsüz kullanımının aile bireyleri arasındaki yüz yüze iletişimi zayıflatabildiğini belirtti.
Teknolojinin hayatın birçok alanında önemli kolaylıklar sağladığını belirten Sosyolog Taner Günce, özellikle telefon, tablet ve sosyal medya kullanımının aile ilişkileri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Günce, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, aynı ortamı paylaşan aile bireylerinin zaman zaman birbirleriyle iletişim kurmak yerine farklı ekranlara yöneldiğini söyledi.
Aile ortamındaki iletişimin yalnızca bireyler arasındaki ilişkilerle sınırlı olmadığını ifade eden Günce, bu yapının çocukların gelişiminden toplumsal dayanışmaya kadar uzanan bir etkisi bulunduğunu dile getirdi.

Taner Günce
Günce "Teknoloji, günlük hayatımızı kolaylaştıran ve iletişim imkânlarımızı artıran önemli bir araçtır; ancak telefon, tablet ve sosyal medya kullanımının kontrolsüz hâle gelmesi, aile içindeki yüz yüze iletişimi giderek azaltmaktadır. Bugün birçok ailede bireyler aynı odada bulunmalarına rağmen farklı ekranlara yönelmekte; birbirlerini dinlemeye ve anlamaya daha az zaman ayırmaktadır. Sosyolojik açıdan aile, bireyin iletişim kurmayı, paylaşmayı, dayanışmayı ve toplumsal değerleri öğrendiği ilk kurumdur. Aile içindeki iletişimin zayıflaması yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu durum çocukların sosyal gelişimini, eşler arasındaki ilişkileri, kuşaklar arası bağı ve toplumsal dayanışmayı da etkileyebilmektedir." dedi.
"Çocuklar, aile büyüklerinin davranışlarını örnek almaktadır"
Çocukların dijital alışkanlıklarının şekillenmesinde yetişkinlerin tutumlarının belirleyici olduğunu vurgulayan Günce "Çocuklar, aile büyüklerinin söylediklerinden çok davranışlarını örnek almaktadır. Anne ve babaların sürekli telefonla ilgilendiği bir ortamda çocuktan ekran kullanımını sınırlandırmasını beklemek yeterli değildir. Bu nedenle yetişkinlerin de kendi dijital alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerekir." diye konuştu.
"Amaç teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak değildir"
Teknolojiye karşı tamamen uzaklaştırıcı bir yaklaşım yerine, kullanım biçiminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Günce, ailelerin günlük yaşam içerisinde bazı ortak kurallar oluşturabileceğini söyledi.
Günce "Buradaki amaç teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak değildir. Önemli olan teknolojiyi bilinçli kullanmak ve ekranın aile ilişkilerinin önüne geçmesini engellemektir. Yemek saatlerinde telefonların bir kenara bırakılması, ailece sohbet edilmesi, çocuklarla oyun oynanması ve belirli zamanların ekransız geçirilmesi aile bağlarının güçlenmesine katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.
"Çocukların dinlenmeye, anlaşılmaya ve ilgi görmeye ihtiyacı vardır"
Çocukların ailelerinden beklediği desteğin yalnızca ekonomik imkânlarla karşılanamayacağını belirten Günce "Çocukların yalnızca maddi ihtiyaçlarının karşılanması yeterli değildir. Çocukların dinlenmeye, anlaşılmaya, ilgi görmeye ve aileleriyle nitelikli zaman geçirmeye de ihtiyaçları vardır." dedi.
"Aynı evde yaşamak, güçlü bir aile ilişkisi kurulduğu anlamına gelmez"
Günce, aile bireylerinin fiziksel olarak aynı mekânda bulunmasının aralarındaki bağın güçlü olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek, karşılıklı ilgi ve paylaşımın önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Aynı evde yaşamak, güçlü bir aile ilişkisi kurulduğu anlamına gelmez. Önemli olan aynı ortamı paylaşırken birbirimizin hayatına da dokunabilmektir."

"Ekranlar bizi yanı başımızdakilerden uzaklaştırmamalıdır"
Dijital araçların uzak mesafelerdeki iletişimi kolaylaştırdığına işaret eden Günce "Ekranlar bizi uzaklardaki insanlara yaklaştırırken yanı başımızdakilerden uzaklaştırmamalıdır. Aile içinde kurulan sağlıklı iletişim, yalnızca mutlu bireylerin değil, güçlü ve dayanışmacı bir toplumun da temelini oluşturur." şeklinde konuştu.
"Bir çocuğun hafızasında en derin izi ailesi bırakır"
Çocukların ve gençlerin geleceğin önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Günce, ailelerin onların enerjisini ve ilgisini topluma fayda sağlayacak alanlara yönlendirmesinde önemli bir sorumluluk taşıdığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Unutmayalım: Bir çocuğun hafızasında en derin izi, elindeki telefon değil; gözlerinin içine bakarak onu gerçekten dinleyen, sevgisini hissettiren ve yanında olduğunu gösteren ailesi bırakır. Çocuklarımız, gençlerimiz bizim geleceğimizdir. Onların içindeki enerjiyi, topluma fayda sağlayacak alanlara yöneltmek bizim en önemli görevimiz olmalıdır." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Çocuklarda zorbalığın yalnızca fiziksel davranışlardan ibaret olmadığını belirten Sözel ve sosyal zorbalığın fiziksel zorbalık gibi fark edilemediğini, çocuğun anormal davranışlarının takip edilmesi gerektiğini belirten Psikolog Elif Özçelik, ebeveynlerin zorbalığa uğrayan çocuklara nasıl yaklaşması gerektiğine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.
Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği üyesi emekli Emniyet Müdürü Mustafa Yavuz, yaya güvenliğinin yalnızca trafik kurallarına uymakla sağlanamayacağını, şehirlerin insan merkezli planlanması gerektiğini söyledi.
Gazze'deki çocukların eğitim hakkından mahrum bırakılmasına dikkat çeken öğrenciler, akranlarının yeniden okullarına kavuşması ve zulmün sona ermesi çağrısında bulundu.